Sayın Bakanım,
Bu salonda ve bölge müdürlüklerimizde sempozyumu izleyen değerli katılımcılar,
Kurumumuzun evsahipliğinde gerçekleştirilen 16. İstatistik Araştırma Sempozyumunda sizleri kurumumuzda ağarlamaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.
Biz, Türkiye İstatistik Kurumu olarak, ülkemizdeki tüm resmi verilerin doğrudan üretilmesinden veya üretim süreçlerinin koordinasyonundan sorumluyuz.
Bu, tahmin edilebileceği gibi çok büyük bir sorumluluk. Sadece bize faaliyetlerimiz için bütçe sağlayanlara karşı değil, tüm topluma hatta tüm insanlığa karşı sorumluyuz.
Bir adım daha ileri gidelim: Sadece şimdi yaşayanlara karşı değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz. Çünkü, ülkemizle veya toplumumuzla ilgili ürettiğimiz verileri şimdi veya daha sonra kullanan herkese karşı sorumluluğumuz var.
Yapılan veya yapılmayan her işin kararının alınmasında kullanılan resmi verilerin rolü ölçüsünde sonuçlarda sorumluluğumuz var.
Ulusal gösterge üretmek, kurumlara ve o kurumlarda görev yapan çalışanlara gerçekten büyük sorumluluklar yüklüyor.
Gösterge üretmek, kılavuzluk, rehberlik hizmeti vermek gibidir. İşinizi iyi yaparsanız, amaçlar daha kısa sürede gerçekleşir, hedeflere daha kolay varılır.
Yaptığınız yanlışların maliyetine ise kimin, nasıl ve ne miktarda katlandığını, ne siz, ne de o maliyete katlananlar tam olarak bilebilir. Çünkü ürettiğiniz mal, kamusal nitelikli bir maldır. Yani, piyasada tam olarak fiyatlandırılamaz. Bu yüzden satın alınmadan kullanılır ve kim tarafından ne kadar kullanıldığı tam olarak ölçülemez.
Bu sorumluluk tek başına kaldırılmayacak kadar büyüktür. Biz de bu sorumluluğun gereklerini, Resmi İstatistik Programı kapsamında ülkemizin veri üreten tüm kurumlarıyla bilgi, birikim, deneyim ve imkan paylaşımıyla yerine getirmeye çalışıyoruz.
İlk bakışta öyle olduğu hemen anlaşılmaz ama ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu kadar diğer kurumlarla entegre çalışan başka bir organizasyon yok gibidir.
Çünkü resmi veri üretiminin, tüm kamu kurum ve kuruluşlarından, sivil toplum örgütlerine, işyerlerinden hanelere, diğer ülke istatistik ofislerinden uluslararası kuruluşlara kadar çok sayıda paydaşı vardır. Bazen bu paydaşların, birbirleriyle menfaat çatışması da olabilir. Menfaat çatışması veri kullanıcıları arasında da sözkonusu olabilir.
Değerli katılımcılar,
Siyasal, ekonomik veya sosyal değişim, herkesi aynı yönde ve aynı oranda etkilemez; bazılarının lehine, bazılarının da aleyhine sonuçlar üretebilir. Bu sonuçların kısa veya uzun dönemdeki etkileri de farklı farklı olabilir.Yeni açılan alışveriş merkezlerine kayan müşteriler nedeniyle iflasın eşiğine gelen bir esnaf, ekonominin büyüdüğüne bir türlü inanamayabilir. Aldığı asgari ücret nedeniyle geçim sıkıntısı çeken bir işçi, yıl içinde kişi başına düşen milli gelirin artmış olabileceğini kavrayamayabilir Satın aldığı ürünlerin fiyatlarında düşüş görmeyen bir vatandaş, enflasyonun düştüğüne kolay kolay inanamayabilir. Sürekli eleman ilanı vermesine karşın aradığı vasıfta eleman bulamayan bir işveren, işsiz sayısındaki artışı gerçekçi bulmayabilir.
Bazen ürettiğiniz gösterge değerin yüksek olmasına da sevinenler olur düşük olmasına da. Aynı anda her iki kesimi mutlu eden bir rakam üretemezsiniz. Göstergeden memnun olmayan, hemen onun doğru hesaplanmadığını ileri sürüverir. Bu maksatla aleyhinize dava bile açılabilir.
Bu durum biraz mahkeme kararlarının yorumlanmasına benzer. En adil bir kararda bile, mahküm olan kişi kendine göre haklı sebeplerle, kararda bir adaletsiz yön bulabilir. Daha da acısı, ekonomik veya sosyal süreçlerin aleyhlerine işlediğini hissedenler, bundan bazen o süreci olduğu gibi resmeden istatistikleri üretenleri sorumlu tutabilirler. Hatta daha da ileri gidip, resmin doğru düzgün çekilmediği, montaj yapıldığı suçlamasını da yapabilirler. Bu tür suçlamalara cevap vermek de oldukça risklidir. Çünkü bazı suçlamalar, bilgi eksikliğinden ziyade çaresizlikten yapılmaktadır.
Buradaki çaresizlik, süreçlerin kendi istediği gibi seyretmemesinin verdiği kızgınlığa kendisin dışında bir sorumlu bulma ihtiyacından kaynaklanır. Yani, bilinçli bir suçlamadır.
Değerli katılımcılar
Bu durumların her biri, değişik sosyo-psikolojik nedenlerle açıklanabilir. Ama bu açıklamalar sonucu değiştirmez. Değişmeyen sonuç aşağı yukarı şöyle özetlenebilir: Her birey gerçekliği, gerçeklik dediğimiz şeyi, kendi deneyimi dolayımıyla kavrar. Bireylerin maddi veya sosyo-kültürel ortamları, yaşam standartları, özlemleri, beklentileri veya inançlarının farklılığı, deneyimlerinin de farklı olmasına yol açar. Bu farklılıklar, kişilerde ortak göstergelere karşı kuşkuların oluşmasına zemin oluşturur. Bu kuşku, bilinçli veya iradi olarak oluşmayabilir. Başkaları tarafından üretilene karşı güvensizlik, çoğu durumlarda olağan algısal bir durumdur. Eğer herkes fiyat değişim hızını, işsizlik ve yoksulluğun seyrini, ulusal düzeyde üretim hacminin büyüklüğünü vb. diğer insanlar ile aynı biçimde ve aynı kesinlikte algılayabiliyor olsaydı, bilimsel araştırmalar yoluyla ortak göstergeler üretmek için bunca çabaya hiç gerek kalmazdı.
Bireysel algılarımızın farklılaşması doğal olduğu için algılarımıza hakemlik yapacak ortak göstergelere ihtiyacımız var. Bu yüzden insanoğlu yüzyıllarını, bu ortak göstergeleri geliştirmeye harcamıştır.
Tam da bu yüzden, sonuçları veya bulguları deneyimlerimizle örtüşsün veya örtüşmesin bilimsel araştırmalar, bilgi dağarcığımıza katkıda bulunur. Eğer nasıl üretildiğine bakmaksızın, bireysel algılarımızla çelişen bütün bulguları peşinen reddedeceksek, bilimsel yöntemlerin bize yararlı sonuçlar oluşturması pek mümkün değildir. Tersine bilimsel bulgular, deneyimlerimizle çeliştiklerinde bize daha fazla katkı sağlama potansiyeli taşırlar. İşte, tam da bunun için bilimsel bulgulara ihtiyacımız var.
Değerli katılımcılar
Bu yüzden toplumsal süreçlerin seyrine ilişkin binlerce birbirinden farklı izlenimlere doğru ve güvenilir veriler ile hakemlik yapmak çok zor bir iştir.
İstatistik kurumunun görevi, önceliklere göre belirlenen ekonomik ve sosyal alanlarda ülkenin ayrıntılı ve berrak fotoğraflarını çekmektir. Bu fotoğrafların belirli aralıklarla yenilenmesi ve bu yolla değişimin izlenebilir olması, tüm veri kullanıcılarının ortak arzusudur. En detaydaki en net fotoğrafı çekmek her zaman ideal hedeftir. Ama detay demek, emek, zaman ve parasal harcama anlamında maliyet demektir. Maliyet, kararlarımızı gözden geçirmemizde ve tercihlerimizi önceliklendirmemizde en önemli kriterlerden biridir.
Değerli Katılımcılar
Bütün bu zorluklar karşısında, şeffaf olmak, bilimsel ilkelere ve meslek normlarına uygun çalışmaktan daha güvenilir ve uzun soluklu bir çıkış yolu olamaz. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz.
Ev sahipliği yaptığımız bu sempozyum ile, burada tebliğleriyle, soru ve yorumlarıyla katkıda bulunacak bilim insanlarımızın görüşleriyle personelimizin teknik birikimini pekiştirmek arzusundayız.
Tüm katılımcılara teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.