İAS 2006 - Devlet Bakanı Prof. Dr. Beşir ATALAY'ın Açılış Konuşması

Araştırma sektörünün saygıdeğer temsilcileri,
Kıymetli basın mensupları,
Değerli konuklar,

’15. İstatistik Araştırma Sempozyumu 2006’ nedeniyle aranızda olmaktan duyduğum büyük memnuniyeti ifade ediyor ve tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunuyorum.

Çağımızın bilim, teknoloji ve iletişim çağı olması nedeniyle, gerekli bilgi ve iletişim imkanlarına sahip olan ve bundan yararlanabilen ülkeler büyük bir üstünlük sağlamaktadır. Bir ülkede demokrasinin niteliği, ekonomik kararların etkinliği, toplumsal sorunların çözümü, sağlıklı ve güçlü bir istatistik ve bilgi sistemi alt yapısı ile; bilim, teknoloji ve bilgi akışının sağlanmasıyla mümkün olabilmektedir. Bugün bilginin üretilmesi kadar, elde edilen bu bilgilerin açık ve hızlı biçimde topluma aktarılması da büyük önem taşımaktadır. Çünkü teknolojik ve ekonomik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla meydana geldiği çağımızda, bilgileri zamanında derlemek, değerlendirmek ve politikaları zamanında uygulamaya etkin biçimde koymak, büyük yarar ve üstünlük kazandırmaktadır. Bugün Türkiye istatistik sistemi yeni bir yolun başlangıcındadır. Zamanının gerektirdiği tüm gelişmelere cevap verebilmek amacıyla yeni yollara adım atılmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye’nin resmi istatistiklerinin üreticisi olarak, uluslararası istatistiki gelişmeleri, standart ve tanımları takip etmekte ve karşılaştırılabilir istatistikler üretmek için kendisini geliştirmektedir. Kurum, Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya Bankası, Eurostat gibi ülkelerüstü kuruluşlar ile sürekli veri ve bilgi alışverişi içindedir. Bu durumda aynı veriler, metodolojik olarak uyumlu, aynı tanım ve normlarda, karşılaştırılabilir ve zamanlı olmalıdır.

Bu çerçevede diğer pek çok alanın yanısıra Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde istatistik alanında da uyum çalışmaları yürütülmektedir. İstatistik alanındaki uyum çalışmalarının iki yönü bulunmaktadır. Birincisi, gerekli reformların yapılmasıdır. Burada öngörülen, yasal altyapının değiştirilmesi, istatistik kayıt sistemlerinin kurulması, sınıflandırmalarda AB sınıflama sistemlerinin benimsenmesi, üretilen verilerin çeşitliliğinin artırılması ve TÜİK’in idari kapasitesinin güçlendirilmesidir. İkincisi ise, 2005 yılında başlayan müzakere sürecinde ihtiyaç duyulan verilerin AB normlarına uygun biçimde sağlanmasıdır. Bildiğiniz üzere, 3 Ekim 2005’de başlayan Türkiye’nin AB müzakereleri sürecinde toplam 35 konu başlığı görüşülecektir. Bu 35 müktesebat başlığından bir tanesi de “istatistik” konusudur. Ancak istatistik sadece bir dosya ile sınırlı değildir. Hemen hemen tüm müzakere başlıklarında incelenecek konular istatistiki veriler çerçevesinde görüşülecektir. Yani AB’ye giriş sürecinde, Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeler, üretilecek resmi istatistikler ile izlenecektir. Bölgesel teşviklerden ülke rakamlarına kadar alınacak tüm kararlarda verilerin güvenilir, karşılaştırılabilir ve zamanlı olması gerekmektedir. İstatistik sistemine uyum çalışmalarının önemi, hem Türkiye tarafı, hem de Avrupa Birliği kuruluşlarınca yeterince bilinmekte ve bu nedenle uyum çalışmalarında kullanılmak üzere her yıl ülkemize tahsis edilen AB mali kaynaklarından bir kısmı istatistik çalışmalarına ayrılmakta olup; bu kaynaklar ise istatistik araştırmaları için projelendirilerek, Türkiye istatistik sisteminin modernleştirilmesi sürecinde önemli bir destek niteliği taşımaktadır.

Değerli katılımcılar,

Uyum kapsamının hukuki yönü Kasım ayında çıkarılan “5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu” ile büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Bu kanun ile Kurumun bilimsel ve teknik özerkliği güçlendirilmiş, kişilerden ve kurumlardan istatistiki bilgi isteme gücü geliştirilmiş, istatistik üretmek amacıyla, kamu kurumlarının tuttuğu idari kayıtları kullanabilme yetkisi artırılmış, koordinasyon rolü güçlendirilmiştir. Ayrıca resmi istatistiklerin geliştirilmesi, istatistik ilkeleri, istatistiki gizlilik, cevaplayıcı hakları, cevap verme yükümlülüğü gibi konular da yasa metnine girecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Kanunda, ülkemizin resmi istatistik ihtiyaçlarını tespit edecek ve Resmi İstatistik Programı’nın oluşturulma sürecinde ilgili kurum ve kuruluşların katılımının sağlandığı temel platform görevini üstlenecek olan “İstatistik Konseyi” de oluşturulmuştur. Bu konsey, kamu kurumlarının üst düzey temsilcileri, üniversitelerimizi temsilen bir YÖK temsilcisi ve istatistik alanında faaliyette bulunan iki sivil toplum kuruluşu temsilcisinden oluşacaktır. Sekreteryasını Türkiye İstatistik Kurumu’nun yürüteceği konsey ile ilgili yönetmelik de geçtiğimiz günlerde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Saygıdeğer Konuklar,

Türkiye İstatistik Kanunu’nun en temel amacı, uluslararası istatistik normlarına uygun bir istatistik sisteminin çerçevesini oluşturmaktır. Bu çerçevede bir çok yenilikler gelmiştir. En önemli yenilik, resmi istatistiğe bir tanımın getirilmesi ve programlı bir döneme geçilmesidir. Yani bundan sonra hangi kurumun hangi resmi istatistiği üreteceği “Resmi İstatistik Programı” ile belirlenecektir. Dolayısıyla hiç bir kurum, kendisine resmi istatistik derleme yetkisi verilmemişse, resmi istatistik yayınlamayacaktır. Yani mükerrerlik ortadan kalkacak, koordinasyon sağlanacak ve hangi kurumun hangi istatistiği yayınlayacağı açık bir şekilde belli olacaktır. Diğer bir ifadeyle ülke kaynakları daha optimum kullanılarak, emek ve zaman tasarrufu sağlanacaktır. Bu çerçevede kurumlar arası koordinasyonu “Türkiye İstatistik Kurumu” sağlayacaktır.

Resmi İstatistik  Programı ile birlikte;

  • 5’er yıllık istatistik programları hazırlanacaktır. Program, Türkiye’deki resmi istatistik üretiminin hukuki ve teknik çerçevesini oluşturacak, sadece Programda yer alan konularda ve Programda yer alan kuruluşlar tarafından üretilen istatistiki veriler “resmi istatistik” olarak kabul edilecektir.
  • Programın hazırlanması sürecinde ilgili tüm kurum ve kuruluşlar aktif olarak yer alacaklardır.
  • Sayımlar (Nüfus, Sanayi, Tarım vb.) dahil tüm istatistik çalışmaları, Program ile planlanacak ve uygulamaya konulacaktır.
  • İstatistiklerin ülke genelinde programlı bir düzen içerisinde ve tek elden koordine edildiği bu yeni sistem aracılığıyla, hangi istatistiki verinin, hangi tarihte, nasıl ve kimler tarafından üretileceği açık bir şekilde belirlenecektir.

Programlı istatistik üretimini öngören sisteme geçiş çalışmaları devam etmektedir. Taslak programın son şekli “İstatistik Konsey”inde görüşülecektir. Program, Bakanlar Kurulu kararıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecektir.

Kurum ve kuruluşların programda yer almayan istatistiki konulardaki çalışmaları ile gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kuruluşlarca yapılan sayım veya araştırmalara ait sonuçlar resmi istatistik olarak kabul edilmeyecektir. Programın uygulanması konusunda İstatistik Konsey’ine sunulmak üzere “Yıllık İzleme Raporları” hazırlanarak uygun araçlarla kamuoyuna duyurulacaktır.

Bu, ülkemizde resmi veri dağınıklığı sorununu çözen yeni bir sistemdir. Resmi istatistiklerin, araştırmacıların en önemli veri kaynağı olduğu düşünüldüğünde; getirilen bu yeniliklerin araştırmacılarımıza sağlayacağı kolaylıklar hepimizin malumudur. 
Sayın Konuklar,

Şimdi sizlere bu yıl yapılması planlanan “İkamete Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” hakkında da kısaca bilgi vermek istiyorum.

Bildiğiniz gibi 29 Nisan 2006 tarihinde “5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu” yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile, kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medeni durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukuki olayların belirlenip saptanması, kütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veri tabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ile adres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamak amacıyla, Türk vatandaşları ile Türkiye'de bulunan yabancıların nüfus hizmetlerinin düzenlenmesine, yürütülmesine ve geliştirilmesine yönelik çalışmaları düzenlenmektedir. 

Bu sistem hayata geçtiğinde, ülkemizdeki nüfus hareketleri her ay çok kolay bir şekilde tespit edilebilecektir. Ülkemizde yoğun olarak yaşanan iç göçün takibinin yapılabileceği gibi; bir mahallede kaç tane ilköğretim yaşında çocuk olduğu, kaç kadın, kaç erkek yaşadığı gibi değişkenlerin aylık olarak elde edilebileceği çağdaş bir sistem olan ikamete dayalı nüfus kayıt sistemi kurulmuş ve güncel bir veritabanına kavuşmuş olacaktır.   

İkamete dayalı nüfus kayıt sistemi; ülke genelindeki tüm adres bilgilerinin kaydedileceği bir “Ulusal Adres Veritabanı” oluşturulması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile ülkede ikamet eden yabancıların ikamet adreslerinin Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) veritabanındaki nüfus kütüklerine işlenmesinin  amaçlandığı “yaşayan” bir sistem olacaktır.

İkamete Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi çalışmalarının ana sorumluluğu İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne aittir. Çalışmaların yürütülmesinde, Türkiye İstatistik Kurumu ile Ulaştırma Bakanlığı, İl Özel İdareleri, Mahalli İdareler ve Türk Standartları Enstitüsü bu sorumluluğu etkin bir şekilde paylaşmaktadır.

Bu sistemin hayata geçirilmesinde en önemli adım olan ulusal adres veritabanının etkin, süratli ve güncel bir şekilde oluşturulmasını sağlamak ve devam ettirmek için kurumlar arası koordinasyonla çalışmalar yürütülmektedir. 

Türkiye İstatistik Kurumu “İkamete Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” çalışmalarında, ikamet edilen adresler ile MERNİS’te kayıtlı T.C. vatandaşlarının eşleştirilmesi ve yabancı uyruklu kişilerin veritabanını oluşturmaktan sorumlu olacaktır. Yani sistem kurulacak ve sürecin işletilmesi için ilgili kuruma devredilecektir. Bu işlemler için yasada öngörülen 21 aylık süreden önce çalışmaların tamamlanarak; ilgili kuruma devredilmesi hedeflenmektedir.

Sayın Konuklar,

Türkiye İstatistik Kurumu, resmi istatistik üretiminin yanısıra 1990 yılında yapılmaya başlanan İstatistik Araştırma Sempozyumu’nun bu yıl 15.’sini düzenlemiştir. Bilim adamlarımızın, araştırmacılarımızın ve uzmanlarımızın yaptıkları çalışmalara bilimsel bir tartışma ortamının sağlanması, etkili bir bilgi akışı ve uygulamaya zemin hazırlanmasının hedeflendiği sempozyum, üniversitelerimizden, kamu ve kuruluşlarından gelen katkı ve desteklerle yürütülmektedir.

İstatistik Araştırma Sempozyumları, Türkiye İstatistik Kurumu’nun  yürüttüğü çalışmaların akademik çevrelerle ve ilgili araştırmacılarla paylaşılması açısından da önemli bir imkan sağlamaktadır.

“Veri Kalitesi ve Güvenilirliği” ana temalı 15. İstatistik Araştırma Sempozyumu’nda bildiğim kadarıyla bu yıl bir ilk gerçekleşecek ve bu ortamın daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi ve  bu platformun genişletilebilmesi amacıyla; video konferans sistemi ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun Bölge Müdürlükleri’nden de oturumlar izlenebilecek; hatta bazı sunumlar Bölge Müdürlüklerinden yapılacaktır.

Teknolojiyi bu kadar yoğun bir şekilde kullanmaya çalışan Türkiye İstatistik Kurumu çalışanlarını da bu çabalarından dolayı kutluyorum. 

15. İstatistik Araştırma Sempozyumu’nun başarılı geçmesi diler, burada bulunan değerli bilim insanlarına, katılımcılara, konuklara ve Kurumun çalışanlarına emek ve çabaları için teşekkür ederim.